<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık7</title>
	<atom:link href="http://www.saglik7.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik7.net</link>
	<description>Bu noktada sağlık var</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 22:03:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Türkiye sağlıkta gelecek vaat ediyor</title>
		<link>http://www.saglik7.net/turkiye-saglikta-gelecek-vaat-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/turkiye-saglikta-gelecek-vaat-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2011 22:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[elektronörofizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ergoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[otopsi yardımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[perfüzyon teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[pilotaj]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sektörü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, sağlık alanında yaptığı atılımla yeni hizmet alanlarının da popülaritesini artırdı. Önümüzdeki yıllarda da sağlık sektörünün etkinliği devam edecek. Sektörde başta hemşirelik olmak üzere sağlık alanında çalışan mesleklere ilgi de artacak. Bunun yanında çağrı merkezi, pilotaj, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, öğretmenlik ilgi görmeye devam ediyor. Öğrenciler, LYS sonuçlarının açıklanmasının ardından şimdi de tercihler için ter [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, sağlık alanında yaptığı atılımla yeni hizmet alanlarının da popülaritesini artırdı. Önümüzdeki yıllarda da sağlık sektörünün etkinliği devam edecek. Sektörde başta hemşirelik olmak üzere sağlık alanında çalışan mesleklere ilgi de artacak. Bunun yanında çağrı merkezi, pilotaj, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, öğretmenlik ilgi görmeye devam ediyor.<span id="more-42"></span></p>
<p>Öğrenciler, LYS sonuçlarının açıklanmasının ardından şimdi de tercihler için ter döküyor. Mezun olduktan sonra boşta kalmayacağı ve gelecek vaat eden meslekler kafa karıştırıyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda parlamaya devam edecek sektörlerin başında sağlık geliyor. Sebebi ise ihtiyaç eksikliği. Sektördeki perfüzyon teknikerliği, elektronörofizyoloji, ergoterapi, otopsi yardımcılığı yeni açılmalarına rağmen üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulma imkânı en fazla olan programlar. Diğer sektörler ise hizmet ve enerji. Alternatif enerji kaynakları teknolojisi, posta ve çağrı merkezi hizmetleri günümüz şartlarında önemi giderek artan alanlar. Özellikle de çağrı merkezi hizmetleri bölümü. Bin 300 çağrı merkezinin bulunduğu ülkemizde bu alanda 45 bin kişi istihdam ediliyor. Sektör, 200 milyon TL&#8217;lik yatırımı önümüzdeki yıllarda 34 milyara çıkarmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Elektronörofizyoloji:</strong> Santral sinir sistemi bozukluklarıyla seyreden hastalıkların bozukluklarını tespit etmekte yararlanılan nörofizyolojik yöntemleri kullanacak elemanlar yetiştiriliyor. Nöroloji, KBB, psikiyatri, çocuk, göğüs hastalıkları ve fizyoloji uzmanının gözetimi ve denetiminde resmi ya da özel hastane ve polikliniklerinin elektroensefalografi, uyarılma potansiyelleri ve uyku ünitelerinde çalışılabilir.</p>
<p><strong>Otopsi yardımcılığı:</strong> Adli vakalarda, otopsi uygulayan doktorun denetimi altında otopsi yapılması, ölüm sonrası örneklerin alınması, örneklerin gönderilmesi işlemlerini yapan, adli patoloji laboratuvarlarında çalışan, adli raporları yazan yardımcı sağlık personelidir. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu merkez veya taşra teşkilatı, adliye, Sağlık Bakanlığı, üniversitelerin adli tıp anabilim dallarında istihdam sağlanıyor.</p>
<p><strong>Perfüzyon teknikleri:</strong> Kalp-akciğer pompası ve kalp, akciğer destek cihazlarının uygulanmasında kalp cerrahına ameliyathane şartlarında yardımcı olacak teknik elemanlar yetiştiriliyor. Perfüzyon teknikeri, kalp ameliyatlarında, kalp-akciğer makinesini kurup ameliyat süresince makine yardımı ile kan dolaşımının devamını sağlar; karaciğer nakli sırasında dolaşımı sağlayan makineyi, diyaliz makinesini kurar ve çalıştırır.</p>
<p><strong>Ergoterapi:</strong> Anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı geliştiren kişi merkezli bir sağlık mesleğidir. Ergoterapinin temel amacı kişilerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını sağlamaktır. Ev, okul, işyeri, fabrika, sağlık merkezi, huzurevi, rehabilitasyon merkezi, hastane ve adli kurumlarda çalışma imkanı bulabilir.</p>
<p>Sağlık sektöründeki alanların yanında pilotaj, çağrı merkezi, posta hizmetleri gibi alanlarda da iş imkanı bulmak mümkün.</p>
<p><strong>Pilotaj:</strong> Sivil havacılık alanında ihtiyaç duyulan pilotlar yetiştiriliyor. Pilotaj eğitimi programını bitirenler Ulaştırma Bakanlığı ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü&#8217;ne bağlı kuruluşlarda veya özel havacılık şirketlerinde görev alabilir.</p>
<p><strong>Çağrı merkezi:</strong> Bir işletmede üretimden satışa kadar uzanan temel işletme sürecinin yöneticiliğini yapabilecek nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlıyor. Özel veya 155 emniyet ve 112 sağlık gibi kamu kuruluşlarında çalışılabilir.</p>
<p><strong>İş makineleri operatörlüğü:</strong> Üretim ve hizmet sektörlerinde çalışacak tekniker düzeyinde ara insan gücü yetiştiriyor. Özel ve kamu kuruluşlarında iş imkânı bulunuyor.</p>
<p><strong>Posta hizmetleri:</strong> YGS 5 puan türüyle tercih edilebilen bir alan. Bu bölüm sadece Erciyes, Ondokuz Mayıs ve Osmaniye Korkut Ata üniversitelerinde yer alıyor. Üniversiteler, 50 kişilik kontenjana sahip. Taban puan 116.346 iken tavan 357.522. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile anlaşan PTT, personellerini artık bu bölümden alacak.</p>
<p><strong>Enerji kaynakları teknolojisi:</strong> Kamu ve özel sektörde alternatif enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji verimliliği konularında görev alacak, sorumluluk sahibi, görev bilinci yüksek insan gücü yetiştiriyor. Mezunlar, özel sektörde iş imkânı bulabildiği gibi elektrik işleri etüt idaresi bünyesinde de istihdam ediliyor.</p>
<p><strong>180 bin hemşireye ihtiyaç var</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2023 yılı projeksiyonunda sektörde en fazla personel açığı hemşirelik bölümünde. Bu tarihe kadar 180 bin hemşireye ihtiyaç duyulacak. Medipol Üniversitesi Rektörü aynı zamanda eski Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın&#8217;a göre bu durumun en büyük sebebi değişen sağlık politikaları. Prof. Dr. Aydın, sosyal sağlık politikası ile her kesimden kişilere eşit sağlık hizmeti sağlandığını söylüyor. Hizmetin götürülmesiyle toplumda daha iyi hizmet alabilme talebinin de arttığını dile getiren Aydın, böylece bu sektörde özellikle de hemşirelik bölümünde ciddi ihtiyaçların doğduğunu belirtiyor.</p>
<p>Sağlık sektöründe 2023&#8242;e kadar toplamda 503 bin 720 ek personel ihtiyacı var. İlk sırada hemşirelik yer alırken, 60 bin 888 personel gereksinimiyle uzman hekimliği, 42 bin 981 uzman ihtiyacıyla aile hekimliği alıyor. Öte yandan günümüzün getirdiği sorunlar sebebiyle bazı alanlarda istihdam talebi de arttı. Yaşlı nüfusun çoğalması fizik tedavi ve rehabilitasyon, obezitenin yaygınlaşması ise beslenme ve diyetetik uzmanlığını gözde meslekler haline getirdi.</p>
<p>Medipol Sağlık Grubu olarak sektörde yeterli sayıda ve donanımda hemşire yetiştirilmesinin önemi üzerinde durduklarını söyleyen Prof. Dr. Sabahattin Aydın, bu vizyonla İstanbul Medipol Üniversitesi&#8217;nde bu yıl hemşirelik bölümüne kabul edilecek tüm adaylara yüzde 100 burs vereceklerini kaydetti.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi&#8217;de bu yıl ilk defa bünyesinde işitme ve denge bozuklukları alanında çalışacak sağlık elemanlarını (odyolog) yetiştirecek odyoloji bölümü eğitimi için 30 öğrenci alacak. Toplam 175 civarında odyolog bulunan ülkemizde, alanda oluşan hızlı gelişim, ilk mezunlar için akademik kariyer şansını da güçlendiriyor. Ülkemizde 1.439 resmi ve özel hastane var. Bu hastenelerin tümünde odyolog ihtiyacı bulunuyor. Sağlık Bakanlığı&#8217;nda ihdas edilmiş kadrolar olmasına rağmen, yeterli sayıda odyolog olmadığından mevcut kadrolara atama yapılamıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/turkiye-saglikta-gelecek-vaat-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel fıtığı tedavisinde kansız ameliyat dönemi</title>
		<link>http://www.saglik7.net/bel-fitigi-tedavisinde-kansiz-ameliyat-donemi.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/bel-fitigi-tedavisinde-kansiz-ameliyat-donemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 May 2011 17:53:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bel çekme nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[diskektomi]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Hikmet Uluğ]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopik diskektomi]]></category>
		<category><![CDATA[kansız ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[kas fonksiyonları]]></category>
		<category><![CDATA[laminotomi]]></category>
		<category><![CDATA[laminotomi ve diskektomi]]></category>
		<category><![CDATA[mikrodiskektomi]]></category>
		<category><![CDATA[posterior lumbar füzyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/bel-fitigi-tedavisinde-kansiz-ameliyat-donemi.html</guid>
		<description><![CDATA[Gerçekten de yaşam kalitesini düşüren bir hastalık bel fıtığı. İşe gidemeyebiliyorsunuz, yürümeniz zorlaşıyor, yürürken ağrınız oluyor ve buna benzer pek çok olumsuzlukla karşılaşıyorsunuz&#8230; Pek çok kişi bu yüzden doktor doktor geziyor. Hatta &#8220;Beş doktor ameliyat istedi, son doktor ameliyatsız tedavi etti&#8221; gibi cümleleri de duymuşsunuzdur. Üstelik çoğu kişi, &#8220;Aman bu omurga, başka şeye benzemez. Ameliyattan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekten de yaşam kalitesini düşüren bir hastalık bel fıtığı. İşe gidemeyebiliyorsunuz, yürümeniz zorlaşıyor, yürürken ağrınız oluyor ve buna benzer pek çok olumsuzlukla karşılaşıyorsunuz&#8230; Pek çok kişi bu yüzden doktor doktor geziyor. Hatta &#8220;Beş doktor ameliyat istedi, son doktor ameliyatsız tedavi etti&#8221; gibi cümleleri de duymuşsunuzdur. Üstelik çoğu kişi, &#8220;Aman bu omurga, başka şeye benzemez. Ameliyattan sonra sakat kalırım, olmam ben bu ameliyatı&#8221; diyor&#8230;</p>
<p> <span id="more-41"></span>
<p>Çoğu kişinin &#8216;Sakat kalırım&#8217; korkusuyla olmak istemediği bel fıtığı ameliyatları artık daha kolay&#8230;</p>
<p>Peki, bel fıtığı için ameliyatsız tedavi yöntemleri de var mı? Tedavi yöntemlerinde hangileri var? Bu yöntemler kimlere uygulanır, kimlere uygulanmaz? Merak edilen soruları Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hikmet Uluğ cevaplandırdı&#8230;</p>
<p><strong>Bel fıtığı tanısını nasıl koyuyorsunuz?</strong></p>
<p>Tanı süreci yakınmalarınızın ayrıntılı bir öyküsünün alınması ve fizik muayene ile başlar. Hekiminiz size yakınmalarınızla ilgili sorular soracak ve sorununuzun günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini öğrenmek isteyecektir. Ağrıyı nerenizde hissettiğiniz, bacaklarınızda uyuşma ve güçsüzlük olup olmadığı bu sorular arasındadır. Hekiminiz aynı zamanda hangi hareketlerinizin ağrıyı artırdığını ya da azalttığını da bilmek isteyecektir. Sizin bu sorulara verdiğiniz yanıtlara dayanarak hekiminiz bir disk fıtıklaşması ve sinir basısı olup olmadığı yönünde fikir sahibi olacaktır.</p>
<p>Hekiminiz daha sonra sizi muayene ederek bel hareketlerinizin ağrılı olup olmadığını, bacaklarınızdaki duyu seviyesini, kas gücünüzü ve reflekslerinizi değerlendirecektir.</p>
<p>Direkt röntgen filmlerinin disk fıtıklaşmalarının tanısında çok yararı yoktur. Direkt filmlerde disk dokusu doğrudan görülmez. Ancak omurlar arası mesafenin azaldığı gözlenebilir. Bu durum bir ya da daha çok diskte aşınma ve harabiyetin varlığı anlamına gelebilirse de bir çok insanda da herhangi bir disk problemi olmaksızın direkt filmlerde omurlar arası mesafenin azaldığı gözlenebilir. Bunun nedeni yaşla birlikte tıpkı cildin buruşması gibi disklerin de büzüşmesidir.</p>
<p>Direkt grafiler dışında belinizin bilgisayarlı tomografi (BT) incelemesi istenebilir. BT X ışınları kullanılarak bel bölgesinin kesitler halinde görüldüğü bir incelemedir. BT kesitlerinde sinire bası yapan disk görüntülenebilmekle birlikte daha çok kemik yapılardaki bozuklukları ortaya çıkarmak amacıyla kullanılır.</p>
<p>Bazen BT, &#8220;myelografi&#8221; adı verilen bir inceleme ile birleştirilebilir. Bu amaçla spinal kanal içine özel bir boya verilerek BT çekilir. Bu yöntemle omurilik, sinirler ve disk basısı olup olmadığı daha net görüntülenebilir.</p>
<p>Daha fazla bilgi gerekli olduğunda Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG) incelemesi yararlı olacaktır. MRG incelemesinde, X ışınları yerine radyo dalgaları kullanılarak vücudumuzun kesitler halinde görüntüleri elde edilir.</p>
<p>MRG&#8217;de yumuşak dokular, sinirler ve disk dokusu büyük bir kesinlikle ayırt edilebilir. Bu inceleme sırasında herhangi bir boya kullanmak gerekmez. Ancak bazı durumlarda dokuları daha iyi görünür hale getirmek için damar içinden kontrast madde vermek gerekebilir.</p>
<p>Hekiminizin kullanabileceği bir diğer test &#8220;diskografi&#8221; incelemesidir. Bu testte bir iğneyle diskin içine girilerek direkt filmlerde görülebilen bir boya verilir. Böylece diskin şekli saptanmış olur. Bazen bu test bozuk olduğu düşünülen diskin semptomlara sebep olup olmadığının belirlenmesi amacıyla da kullanılabilir.</p>
<p>Buraya kadar anlatılanlar hekiminizin sizden isteyebileceği görüntüleme odaklı, belimizin anatomik yapısı hakkında bilgi veren incelemelerdir. Hekiminiz gerek duyduğu takdirde sizden sinirlerinizin fonksiyonları hakkında bilgi veren &#8220;elektrofizyolojik&#8221; incelemeler de isteyebilir. Bu incelemelerden en yaygın kullanılanı &#8220;elektromiyografi&#8221; &#8220;EMG&#8221; incelemesidir.Bu incelemede kaslarınıza hareket etme komutu veren sinirlerdeki elektrik iletim hızı ölçülür ve disk fıtıklaşmasının sinirde oluşturduğu harabiyetin derecesi belirlenir. Diğer bir test &#8220;uyarılmış duyusal potansiyeller&#8221; &#8220;SEP&#8221; testidir. Bu testte ise vücuda verilen bir duyusal uyaranın beyinde algılanma hızı ve uyaranın beyine gidene dek kat ettiği yollardaki bozukluklar ortaya konur.</p>
<p><strong>Bel ağrısı olan hastaların hangi uzmana başvurması gerekiyor?</strong></p>
<p>Bel ağrısı ile tıbbın birçok dalı yakından ilgilenme ve değişik uygulamalar yapmaktadır. Bu dalların başlıcaları nöroşirürji, nöroloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve algoloji (ağrı tedavisi) dallarıdır. Bunun dışında hekim denetiminde ya da hekimler tarafından uygulanan manuel terapiyi sayabiliriz. Bu kadar çok tıp dalının ilgilenmesi hastalar açısından yararlı olmakla birlikte aynı zamanda hastalarda büyük bir kafa karışıklığı da yaratmaktadır. Farklı uzmanlardan değişik öneriler alan hastalar ne yapacağını bilemez duruma düşmektedir. Bu nedenle hastaların gerek tanı gerekse tedavi açısından değişik uzmanları dolaşıp alınan bilgileri sentezlemeye çalışmak yerine, ilgili tüm dalların bir arada işbirliği içinde hizmet verdiği, hastanın ortaklaşa değerlendirilip yapılacak uygulamalara ilgili tüm dalların katılımıyla karar verildiği omurga merkezlerine (spine center) başvurması en uygun yoldur.</p>
<p><strong>Tanı konduktan sonra hastaya nasıl bir tedavi uygulanıyor?</strong></p>
<p>Pek çok yöntem var&#8230; Bunlar şöyle:</p>
<p>KonservatifTedavi (Ameliyatsız Tedavi): Durumunuz ciddi sorunlar oluşturmadığı ya da hızla kötüleşmediği sürece hekiminiz size büyük olasılıkla ameliyatsız yedavi yöntemlerini önerecektir.</p>
<p>Tedaviye başlangıçta ilk önerilen bel bölgesinde hareketin kısıtlanması, yani kısa süreli yatak istirahatidir. İstirahat enflamasyon süreci ve ağrının sakinleşmesini sağlar. İstirahat 2-3 gün gibi kısa süreli olmalıdır. İstirahat etmek hassaslaşmış diskler ve sinirler üzerindeki basınç etkisini azaltacaktır. Ancak uzun süreli mutlak yatak istirahatine hekimlerin çoğu karşıdır ve günlük normal yaşam sırasında ağrının ne kadar arttığını veya azaldığını bilmek isterler. Çok ender durumlar dışında üç günden fazla yatak istirahati gereksizdir.</p>
<p>Disk fıtıklaşması olan hastalarda bazen bel korsesi yararlı olabilir. Bel korsesi disk içindeki basıncın düşmesini sağlayarak ağrıların azalmasına yardımcı olur. Ancak korse takan hastalar 3-4 gün sonra korseyi çıkartmalıdır. Aksi takdirde korsenin daha uzun süreli kullanılması karın ve belimizdeki gövdemizi dik tutmaya yarayan kaslarda &#8220;atrofi&#8221; adı verilen kas erimesine neden olarak ağrıların daha da artmasına neden olur.</p>
<p>Hekiminiz ağrılarınız için size bazı ilaçları kullanmanızı da önerecektir. Bunlar genellikle steroid içermeyen enflamasyona karşı etkili olan ilaçlardır. Ağrının çok şiddetli olduğu durumda kodein ya da morfin gibi bazı narkotik ilaçları da verebilir. Ancak narkotik ilaçlar bağımlılık yaratıcı etkileri nedeniyle birkaç günden uzun süreli kullanılmamalıdır. Bu ilaçların yanı sıra kas gevşetici etkisi olan ilaçların kullanımı da yararlı olacaktır. Ağrının kalçadan topuğa doğru çok şiddetli yayıldığı bazı durumlarda azaltarak kesilecek biçimde ağızdan steroid içeren ilaçlar da kullanılabilir. Buradaki steroid dozu düşüktür ve genellikle yan etki yaratmaz.</p>
<p>Şiddetli ağrılı dönem geçtikten sonra fizyoterapistle egzersiz yapmanın da yararı vardır. Fizyoterapist bel hareketlerini düzenleyen, sağlıklı duruşu sağlayan bel egzersizleri yaptırarak ağrının iyileşmesine yardımcı olur. Ağrılı dönem geçtikten sonra da gelecekteki sorunların önlenmesine yönelik egzersiz programları uygular.</p>
<p>Belirtileri hala devam eden bazı hastalarda &#8220;epidural steroid enjeksiyonu&#8221; uygulaması yapılabilir. Steroidler enflamasyona karşı güçlü etkileri olan ilaçlardır. Steroid enjeksiyonu bel bölgesinde sinirlerin omurilikten ayrıldığı bölgelerde sinirlerin ve omuriliğin zarının etrafına yapılır. Bu alan &#8220;epidural mesafe&#8221; olarak adlandırılır. Bazı hekimler sadece steroid verirken bazıları steroidle birlikte lokal uyuşturucu etkisi olan ilaçlar da verirler. Epidural steroid enjeksiyonu dışında etkilenen siniri hedef alan &#8220;tranforaminal enjeksiyon&#8221; da uygulanabilir. Enjeksiyon yöntemleri genellikle diğer tedavi yöntemleri etkili olmadığında uygulanır. Her zaman başarılı sonuç vermeyebilir. Ağrıyı geçirdiği zaman da bu etkinin geçici olacağı bilinmelidir.</p>
<p><strong>Ne zaman cerrahi tedaviye geçilir?</strong></p>
<p>Bel bölgesinde disk fıtıklaşması olan hastaların çoğunluğunda cerrahi tedavi gerekmez. Hekimler genellikle yaklaşık 6 hafta süreyle ameliyatsız tedavi yöntemlerini uygularlar. Ancak bu sürede ağrılar düzelmiyor veya şiddetleniyorsa, ayaklar ve bacaklarda güçsüzlük ve uyuşukluklar ortaya çıkıyorsa tereddüt edilmeksizin cerrahi tedaviye geçilmelidir.</p>
<p><strong>Masaj-su terapisi ve diğerleri&#8230;</strong></p>
<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Akut başlangıçlı ağrılar için 2-4 hafta arasında değişen fizik tedavi uygulamaları önerilecektir. Uzun süreli kronik bel ağrıları için terapinin 2-3 ay devam etmesi gereklidir. Tedavi ağrınızı azaltacak, hareketliliğinizi ve gücünüzü artıracak, duruşunuzu ve fonksiyonlarınızı düzeltecek biçimde düzenlenir. Aynı zamanda belirtilerinizi nasıl kontrol edeceğinizi ve omurganızı önünüzdeki yaşamınız için nasıl koruyacağınızı öğreneceksiniz. <br/>Başlangıçta terapistiniz belirtilerinize göre size değişik tedavi yöntemleri uygulayacaktır. İlk öğrenmeniz gereken hareketleriniz, yürüyüşünüz, tırmanışınız, uyumanız vb. aktiviteleriniz sırasında omurga pozisyonlarınızı kontrol etmeniz olacaktır. Ağrınızı azaltmak için terapistiniz size sıcak uygulaması, elektrik uyarımı, ultrasound gibi tedaviler verecektir.</p>
<p>Ağrılarınız çok şiddetliyse terapistiniz sizi egzersiz havuzunda çalıştırmayı tercih edebilir. Su içinde terapi belinize daha az yük bindirecek ve suyun kaldırma gücü hareketlerinizi kolaylaştıracaktır.</p>
<p>Masaj ya da bazı yumuşak doku mobilizasyonu gibi elle uygulanan tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Bu yöntemler ağrının azaltılıp hastanın rahatlamasına yardımcı olacaktır. Tıbbi uygulama kılavuzları halka arasında &#8220;bel çekme&#8221; olarak bilinen &#8220;spinal manipülasyon&#8221; un erken dönemde kullanılabileceğini, akut başlangıçlı bel ağrılarında kısa süreli yararı olacağını belirtmektedir. Spinal manipülasyonun etki mekanizmasının bir tür yeniden düzenleme olduğu; spinal sinirler ve kasların duyarlılığını yeniden düzenleyerek ağrıyı rahatlatıp hareketliliği düzelttiği düşünülmektedir. Uygulama biçimi hastanın omurga eklemlerine değişik pozisyonlarda güçlü uyaran verecek hareket uygulamasıdır. Uygulama sırasında aşırı gerilmenin sağlanmasıyla bir &#8220;tık&#8221; sesi duyulur. Bilinmesi gereken kronik durumlarda sürekli kullanıldığında uzun süreli yarar sağlamayacağıdır. Öte yandan gerekli tanı konmadan yapılan uygulamalarda ciddi komplikasyonlar da ortaya çıkmaktadır. Bir diğer bilinmesi gereken spinal manipülasyonun eğitimli kişiler tarafından uygulanması gerekliliği ev uygulayıcının bu konuda mutlaka sertifika sahibi olması gerekliliğidir.</p>
<p>Ağrınız nedeniyle günlük aktivitenizi kısıtlamanız, yatak istirahati yapmanız tavsiye edilebilir. Çok ağrılı durumlarda 2-3 günlük istirahatin gerçekten yararı dokunacaktır. Ancak daha uzun süreli kısıtlamalarda hareketsizliğe bağlı olarak kaslar güçsüzleşip tembelleşir ve bel hareketleri uygun biçimde yapılamaz. Terapistler aktif rehabilitasyon teknikleri kullanarak tembelleşmenin önüne geçerler. Böylesi aktif tedavi yöntemleriyle hastalar ağır hareketleri güvenle yapabilme tekniklerini öğrenirler. Tüm bunlara ek olarak genel sağlık seviyesini yükseltmek ve direnci artırmak üzere aerobik egzersizler verilir.</p>
<p>Başlıca aerobik egzersizler yürüyüş bandında yürüme, kondisyon bisikletine binme ve yüzmedir. Bu aktiviteler bel ağrısından kaynaklanan stresin engellenmesini ve vücutta &#8220;endorfin&#8221; maddesinin salgılanmasını sağlar. Endorfin vücudun salgıladığı doğal bir ağrı kesicidir.</p>
<p><strong>Yanlış duruşu düzeltmek&#8230;</strong></p>
<p>Aktif tedavi uygulamaları kas fonksiyonlarını daha üst düzeye ulaştırarak günlük aktivitelerin yapılmasını kolaylaştırır. Aktif rehabilitasyon bel ağrısının kronik bir sorun haline gelmesini önleyerek iyileşmeyi hızlandırır. Aktivite olabildiğince hızlı biçimde hastaları eski normal haline döndürür. Aktif tedavi uygulanırken gereğinden hızlı ve ağır egzersizler uygulanmamalıdır. Bu konuda fizyoterapistiniz size yol gösterecektir. Fizyoterapistinizin rehberliğinde belinizi nasıl kullanacağınızı öğrenerek günlük olağan yaşamınıza bir an önce dönebilirsiniz. Terapistiniz size vücut mekaniğiniz hakkında bilgiler verecek, hangi hareketleri en uygun nasıl yapacağınızı gösterecek, varsa yanlış duruş alışkanlıklarınızı düzeltecektir.</p>
<p>Aktif tedavinin yanı sıra zaten sınırlı kan akımı olan bel bölgesine giden kan miktarını daha da azaltarak dejeneratif değişikliklerin oluşumunu tetikleyen sigara alışkanlığının da terkedilmesi gereklidir.</p>
<p>Sonuç olarak hafif egzersizlerle başlayan aktif tedavi programınız terapistiniz tarafından giderek ağırlaştırılarak normal yaşamınıza dönmeniz sağlanacaktır.</p>
<p>4 cerrahi girişim var</p>
<p>Cerrahi Girişim: Cerrahi tedavi gerekli olduğunda uygulanan başlıca yöntemler şunlardır:</p>
<p>Laminotomi ve Diskektomi <br/>Mikrodiskektomi <br/>Endoskopik Diskektomi <br/>Posterior Lumbar Füzyon <br/>Laminotomi ve Diskektomi</p>
<p>&#8220;Lamina&#8221; spinal kanalın arka duvarını oluşturan kemik yapıdır. Bu ameliyat sırasında laminadan işaret parmağının tırnağı kadar bir bölüm özel aletlerle çıkartılır ve problem yaratan diske ulaşarak disk dokusu dışarı alınır (diskektomi). Fıtıklaşan disk sinire bası yapıp ağrı tüm bacağa yayıldığında kullanılan bir tekniktir. Günümüzde sadece disk fıtıklaşması olan hastalarda kullanılmamakta, disk fıtıklaşmasının yanı sıra başka sorunları da olan hastalarda kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Microdiskektomi</strong></p>
<p>Disk fıtıklaşmalarında &#8220;mikrodiskektomi&#8221; ameliyatları en sık uygulanan yöntemdir. Disk fıtıklaşmasının sinire bası yaparak oluşturduğu ağrı, uyuşukluk ve güç kaybı gibi belirtiler geçmediğinde uygulanır. Bu yöntemde cerrah ameliyat mikroskobu kullanarak dokuları daha büyük ve aydınlatılmış olarak görür. Böylece dokulara en az zararı vererek fıtıklaşmış diski çıkartır. Bu yöntemin uygulanması kolay olduğuna ve sinir dokusu ve eklemler çevresinde nedbe dokusu geliştirmediği için hastanın iyileşme süresinin çabuklaştığına inanılmaktadır.</p>
<p><strong>Yarım santimetrelik kesiyle ameliyat&#8230;</strong></p>
<p><strong>Tam Endoskopik Diskektomi (Kapalı Ameliyat):</strong></p>
<p>Son 10 yıl içinde kullanımı artan ve son 5 yıl içinde de artık mikrodiskektominin yerini alan son yöntem ise &#8220;tam endoskopik diskektomi&#8221;dir &#8220;. Bu yöntem diz artroskopik ameliyatına benzediği için &#8220;artroskopik diskektomi&#8221; olarak da adlandırılmaktadır. Tam endoskopik diskektominin en büyük özelliği tümüyle kapalı bir ameliyat olmasıdır. Ameliyat yarım santimetrelik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 milimetrelik bir endoskop içinden ekrandan görülerek gerçekleştirilir. Belin arkasından ya da yan tarafından endoskopun ilerletildiği iki ayrı yöntem kullanılır. Gerekli olduğunda sadece lokal anesteziyle uygulanabilmesi, hastanın hastanede yatmasını gerektirmemesi, başarı oranının yüksek komplikasyon oranının düşük olması ve mikrocerrahi yöntemle ameliyat sonrası nüks eden hastalarda güvenle uygulanabilmesi en büyük avantajlarıdır.</p>
<p><strong>Posterior Lumbar Füzyon</strong></p>
<p>Omurganın bel bölgesinin değişik bölümlerinde aşınma ve yırtılma ve kopma gibi durumlar olduğunda disk fıtıklaşmaları mekanik ağrıya neden olur. Burada füzyon kelimesiyle kastedilen iki ya da daha çok omuru değişik yerlerinden birbirine kaynaştırarak hareketsiz bırakmaktır. Bu ameliyatla kemik ya da eklemler birbirine kaynaştırılarak hareketsiz bırakılıp mekanik ağrının ortaya çıkması önlenir.</p>
<p>Posterior lumbar füzyon ameliyatında cerrah sorun yaratan alan üzerine küçük kemik parçaları yerleştirip bu bölümlerin tıpkı kırık kol kemiğinin kaynaması gibi birleşerek donmasını sağlar. Aynı zamanda sorun yaratan omurlara titanyum vida ve plaklar konarak da füzyon sağlanabilir. Bu yöntemle daha kısa sürede iyileşme sağlanmış olur.</p>
<p><strong>Hangi hastaların ameliyat edilmesi gerekiyor?</strong></p>
<p>Acil ameliyat edilmesi gerekmeyen ve kas gücü kaybı olmayan hastalar öncelikle biraz önce anlatılan konservatif (cerrahi dışı) tedavi yöntemlerine cevap vermezlerse ameliyat edilmeleri gerekir. Cerrah ameliyat bölgesini yüzlerce kez büyütülmüş görüyor.</p>
<p><strong>Endoskopik bel fıtığı ameliyatı nedir, avantajları nelerdir?</strong></p>
<p>Endoskopik bel fıtığı ameliyatı (EBFA) mikrocerrahi yöntemle uygulanan bel fıtığı ameliyatından farklı bir yöntemdir. Ameliyat prensipleri diz artroskopisiyle aynıdır. Ameliyat 5 milimetre çapında bir endoskop içinden gerçekleştirilir. Cerrah ameliyat sırasında ameliyat alanını ekrandan yüzlerce kez büyütülmüş olarak görür. Mikrocerrahi ameliyat sırasında cerrah ameliyat alanını mikroskoptan görürken endoskopik ameliyatlarda, endoskobun ucundaki kamera sayesinde cerrahın gözü adeta ameliyat alanı içindedir. Ameliyat sırasında fıtığa ulaşmak için omurga ve çevresindeki dokulara dokunulmaz.</p>
<p><strong>Kanamasız teknikler&#8230;</strong></p>
<p>Endoskopik ameliyat iki ayrı teknikle yapılmaktadır:</p>
<p>- Transforaminal teknik: Bu teknikte hasta yüzükoyun pozisyonda yatarken, cerrah hastanın belinin yan tarafında yaptığı 5 milimetrelik bir kesiden endoskobu fıtık alanına ilerletir, fıtık dokusu ve sinirleri ekranda görerek sinire bası yapan fıtık dokusunu çıkartır. Fıtıklaşan disk dokusunu çıkartırken mikro aletlerin yanı sıra Radyo Frekans ve Laser yakıcı sistemlerini de kullanır.</p>
<p>- İnterlaminar teknik: Bu teknikte hasta yüzükoyun pozisyonda yatarken cerrah bu kez hastanın belinin ortasında yaptığı 5 milimetrelik bir kesiden endoskobunu fıtıklaşmış disk alanına ilerletir, fıtık dokusu ve sinirleri ekranda görerek sinire bası yapan fıtık dokusunu çıkartır. Fıtıklaşan disk dokusunu çıkartırken mikro aletlerin yanı sıra Radyo Frekans ve Laser yakıcı sistemlerini de kullanır.</p>
<p><strong>Avantajları:</strong> <br/>- Her iki teknikte de hastanın dokularına herhangi hasar verilmez. <br/>- Kemik ve yumuşak dokulara dokunulmadığı için ameliyat sonrasında dokularda yapışıklık problemi olmaz. <br/>- Kanama olmadığı için kan verilmesi vb. sorunlar yaşanmaz. <br/>- Transforaminal teknik lokal anestezi altında, sadece endoskobun girdiği cilt alanı uyuşturularak yapılabilir. Böylece özellikle ileri yaşta ve yandaş hastalıkların var olduğu durumlarda genel anestezi riski ortadan kaldırılmış olur. <br/>- Hastalar aynı gün taburcu olabilirler. <br/>- Çalışma yaşamına dönüş süresi kısadır. <br/>- Kozmetik etki hemen hiç yoktur.</p>
<p><strong>Hangi hastalara uygulanabilir?</strong></p>
<p>Bel fıtığı yakınması olan tüm hastalara uygulanabilir. İstirahat, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, enjeksiyon tedavileri ve fizik tedavi gibi konservatif tedaviye cevap vermeyen tüm bel fıtıklı hastalarda güvenle uygulanabilir.</p>
<p><strong>Hangi hastalara uygulanamaz?</strong></p>
<p>Bel fıtığının yanı sıra, aynı bölgede dar omurilik kanalı, omurga kayması, omurga kırığı ve çıkığı olan hastalarda endoskopik cerrahi uygulanmaz. Bu hastalarda klasik mikrocerrahi ameliyat gereklidir.</p>
<p><strong>Sonuçlar nasıldır?</strong></p>
<p>Başarı oranı %93&#8242;tür. Tüm bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi %7 oranında tekrar etme riski vardır. Fıtığın tekrar ettiği hastalar aynı yöntem kullanılarak güvenle yeniden ameliyat edilebilir.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası bel fıtığının tekrarlama riski var mıdır?</strong></p>
<p>Hangi yöntemle yapılırsa yapılsın tüm bel fıtığı ameliyatlarında, dünyada bilimsel dergilerde yayımlanan geniş serilere göre tekrar etme riski %3-9 arasında değişmektedir. Bu nedenle ortalama %5 tekrar riski olduğu bilinmelidir. Tekrar eden olguların %90&#8242;ı ameliyat sonrası ilk 6 ay içinde oluşur. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 6 ay içinde hastalar hekim önerilerine uymalı ve daha özenli olmalıdır.</p>
<p><strong>Hangi hastalara vida, plak takılması gereklidir?</strong></p>
<p>Vida, plak takılması gerekli hasta grubu sanılanın aksine küçük bir grubu oluşturur. Sadece bel fıtığı olan hastalarda vida, plak uygulaması kesinlikle gereksizdir. Ancak bel fıtığının yanı sıra omurgada dengesizliğe neden olan ve ilerleme tehlikesi bulunan omur kaymalarında, doğuştan dengesizliklerde, travmatik omurga kırık ve çıkıklarda vida ve plak uygulaması gerekebilir.</p>
<p><strong>Tedavi sonrasında hastanın dikkat etmesi gerekenler nelerdir?</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası rehabilitasyon biraz daha komplikedir. Geçirdiğiniz ameliyat tipine göre hastaneden aynı gün çıkabilirken, füzyon cerrahisi gibi bazı ameliyatlarda hastanede birkaç gün yatmanız gerekebilir. Hastanede yattığınız dönemde fizyoterapistiniz sizi ameliyattan hemen sonra ziyaret edecektir. Fizyoterapi seansları size günlük aktiviteleriniz sırasında belinize yüklenmemenizin yollarını öğretecektir.</p>
<p>Cerrahi sonrası nekahat döneminde cerrahınızın bele takılacak destek kuşakları konusundaki tavsiyelerine uymalısınız. Ameliyat sonrası ilk haftada belinize yüklenmemek için dikkatli olmalısınız.</p>
<p>Terapinizin hastane dışında yapılması gerekebilir. Lumbar füzyon ameliyatı geçirdiyseniz cerrahınız aktif rehabilitasyona başlamadan önce 6 hafta ile 3 ay arasında değişen bir süre beklemenizi önerebilir. Aktif tedavi geçirdiğiniz ameliyat ve gösterdiğiniz gelişmeye göre 1-3 ay arasında değişecektir.</p>
<p>Başlangıçta terapistiniz ağrıyı rahatlatmak ve kas spazmını çözmek için size sıcak veya soğuk, elektrik uyarımı, masaj ve ultrasound uygulamaları yapacaktır. Havuzda yapılacak su içi uygulamalar da cerrahi sonrası son derece yararlıdır.</p>
<p>Gövdenizin ve bacaklarınızın esnekliğini artırmak için egzersizler yaptırılır. Karın ve bel kaslarının güçlendirilmesine başlanır. Hastaya en uygun yatma, oturma, itip-çekme, yük taşıma pozisyonları öğretilir.</p>
<p>İdeal olanı tümüyle eski halinize dönmenizdir. Ancak gelecekte oluşabilecek bazı problemleri engellemek için bazı hareketlerinizi artık eskiden farklı biçimde yapmayı öğrenmeniz de gerekebilir.</p>
<p>Tedaviniz rayına oturdukça artık terapistinize sadece danışma amaçlı başvurabilir ve egzersizlerinize evinizde devam edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Bel çekme&#8230;</strong></p>
<p><strong>Bel fıtığı tedavisinde alternatif yöntemlerin rolü var mıdır?</strong></p>
<p>Bel ağrıları ve bel fıtığında alternatif değil ama yardımcı tedavi yöntemlerinden söz etmek gerekir. Su içi egzersizler, halk arasında bel çekme olarak bilinen ancak deneyimli ve eğitimli fizyoterapistler ve hekimler tarafından uygulanması gereken ve geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış manuel (elle) tedaviler bunlar arasındadır. Bu hizmetler ilgili tüm tıp dallarını içeren omurga merkezlerinde (spine center) verilebilmektedir. Bunların dışında akupunktur, mezoterapi vb. yöntemlerin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/bel-fitigi-tedavisinde-kansiz-ameliyat-donemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastalıklarla mücadelede sağlıklı çikolata dönemi</title>
		<link>http://www.saglik7.net/hastaliklarla-mucadelede-saglikli-cikolata-donemi.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/hastaliklarla-mucadelede-saglikli-cikolata-donemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 14:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı çikolata]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/hastaliklarla-mucadelede-saglikli-cikolata-donemi.html</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bilim adamlarýnýn üzerinde çalýþtýðý saðlýklý çikolata sayesinde bir yandan tatlý ihtiyacýnýzý karþýlarken diðer yandan hastalýklarla savaþta önemli bir silah kazanacaksýnýz.</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim adamlarının üzerinde çalıştığı sağlıklı çikolata sayesinde bir yandan tatlı ihtiyacınızı karşılarken diğer yandan hastalıklarla savaşta önemli bir silah kazanacaksınız.<span id="more-36"></span></p>
<p>Uzmanlar yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştıkları proje ile kalp hastalıkları ve diyabet ile savaşacak çikolata geliştirmeyi planlıyor. Üstelik bu çikolata kilo aldırmayacak.</p>
<p>Bilimadamları bunu sağlıklı kakao tıohumları ile sağlayacak.Bu tohumlar kan basınıcını düşürerek kalp sağlığını koruyan flavonol kimyasalları içeriyor.</p>
<p>Uzmanlar yüksek flavonol içeren tohumlar üretebilmesi için kakao ağaçlarının DNA&#8217;sını değiştirecek. Bu çikolata ayrıca sağlıklı yağlar da içerecek. Zaman&#8217;dan Merve Tunçel&#8217;in haberine göre, projenin mimarlarından Kaliforniya Üniversitesi Profesörü Howard-Yana Shapiro, Mars adlı tatlı firmasından araştırmaları için tam 6 milyon Euro (yaklaşık 12 milyon Türk Lirası) aldı.</p>
<p>Profesör Shapiro, bu rüyanın hemen gerçekleşemeyceğini, bunun için zamana ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Araştırmanın 5 yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor.</p>
<p>Araştırmaya ayrıca bilgisayar devi IBM ile Birleşik Devletler Tarım Departmanı da destek veriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/hastaliklarla-mucadelede-saglikli-cikolata-donemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek çocukta astım riski daha çok</title>
		<link>http://www.saglik7.net/erkek-cocukta-astim-riski-daha-cok.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/erkek-cocukta-astim-riski-daha-cok.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 00:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerjenler]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astım riski]]></category>
		<category><![CDATA[astımlı çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[astımlı olmak]]></category>
		<category><![CDATA[erkek çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[iltihap]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/erkek-cocukta-astim-riski-daha-cok.html</guid>
		<description><![CDATA[Nefes almayı güçleştiren bu hastalığın erkek çocuklarda kızlardan iki kat fazla görüldüğünü ifade eden uzmanlar, küçük yaşta hastalığın daha şiddetli seyrettiğini ifade etiyor. Denizli Devlet Hastanesi Başhekimi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ramazan Canural, çocuklarda görülen astım hastalığına dikkat çekti. &#8220;Astım, solunum yollarının süregelen bir iltihap sonucu aşırı derecede duyarlı olmasına ve bazı etkenlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nefes almayı güçleştiren bu hastalığın erkek çocuklarda kızlardan iki kat fazla görüldüğünü ifade eden uzmanlar, küçük yaşta hastalığın daha şiddetli seyrettiğini ifade etiyor.<span id="more-35"></span></p>
<p>Denizli Devlet Hastanesi Başhekimi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ramazan Canural, çocuklarda görülen astım hastalığına dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Astım, solunum yollarının süregelen bir iltihap sonucu aşırı derecede duyarlı olmasına ve bazı etkenlerle zaman zaman daralmasına neden olan bir solunum yolu hastalığıdır&#8221; diyen Cunaral, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8220;Doğuştan soluk boruları duyarlı çocuklarda çevresel koşulların etkisi ile astım oluşmaktadır. Ayrıca soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlar astımın en önemli tetikleyicileri arasında bulunmakta; soğuk ve kirli hava, sigara dumanı, gribal enfeksiyonlar, alerji yapıcı maddeler (allerjenler) ve yoğun kokular gibi bazı durumlar astım belirtilerinin çok artmasına sebep olmaktadır.</p>
<p>Astımlı çocuklarda hayatlarının ilk yıllarında başlayan öksürük, çabuk yorulma ve tekrarlayan nefes darlığı gibi yakınmalarla kendini gösterir. Bu yakınmalar alerjenlerin veya hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda daha çok artar. Hastaların bir kısmında sadece gece öksürüğü ya da sabah öksürüğü şeklindedir.</p>
<p>Şikayetlerin gece artması astım hastalığının bir özelliğidir. Yatınca artan öksürük genellikle sinüzit ile ilişkilendirilir. Yanlış değildir, ama astımın da akla getirilmemesi önemli bir eksikliktir. Çünkü astımlı hastalarda sinüzit ya da nezle gibi üst solunum yolu hastalıkları sessiz olarak bekleyen astımın alevlenmesine neden olur.&#8221;</p>
<p>Astımın çocuklarda her yaşta ortaya çıkabileceğini, ancak büyük çoğunluğunun bebeklik çağında başladığını ifade eden Başhekim Uz. Dr. Ramazan Canural, hastalığın belirtilerinin solunum yolundan gelen hırıltı, balgamlı öksürük, bazen kuru öksürük ve nefes alıp vermede güçlük olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Astım hastalığının tanısının erken konulması gerektiğine dikkat çeken Canural, geç konulduğu taktirde tedavisinin güçleştiğini belirtti. Canural, &#8220;Düzenli spor, astımlı çocukların akciğer gelişmesine olumlu katkılar sağlıyor. Özellikle yüzme, astımlı ve alerjili çocuklar için en uygun sporlar arasında yer alıyor&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/erkek-cocukta-astim-riski-daha-cok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitki çaylarınızın etkilerini artırabilirsiniz</title>
		<link>http://www.saglik7.net/bitki-caylarinizin-etkilerini-artirabilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/bitki-caylarinizin-etkilerini-artirabilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 20:49:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çayı hazırlamak]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çayı hazırlarken]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çayı nasıl hazırlanır]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çaylarınızın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilerin etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilerin etkilerini artırmak]]></category>
		<category><![CDATA[havlıcanın yararları]]></category>
		<category><![CDATA[klorsuz su kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[zencefilin yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/bitki-caylarinizin-etkilerini-artirabilirsiniz.html</guid>
		<description><![CDATA[İlaç yapımında da kullanılan bitkiler, doğal şifa kaynakları. Bitki çayları en sık kullandığımız bitkisel ürünlerden. Ancak bitki çaylarını yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Böylece çayların tedavi edici etkisini artırmak mümkün. Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Bitki çaylarının suyunuzu kaynattıktan sonra bir-iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce, çayını yapacağınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlaç yapımında da kullanılan bitkiler, doğal şifa kaynakları. Bitki çayları en sık kullandığımız bitkisel ürünlerden. Ancak bitki çaylarını yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Böylece çayların tedavi edici etkisini artırmak mümkün.</p>
<p> <span id="more-34"></span>
<p>Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı.</p>
<p>Bitki çaylarının suyunuzu kaynattıktan sonra bir-iki dakika dinlendirin.</p>
<p>Porselen bir demliğe önce, çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin.</p>
<p>Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir.</p>
<p>Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir.</p>
<p>Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı hazırlayabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/bitki-caylarinizin-etkilerini-artirabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>D vitamini eksikliği kalbi vuruyor</title>
		<link>http://www.saglik7.net/d-vitamini-eksikligi-kalbi-vuruyor.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/d-vitamini-eksikligi-kalbi-vuruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 22:09:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm riski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/d-vitamini-eksikligi-kalbi-vuruyor.html</guid>
		<description><![CDATA[İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, ABD&#8217;deki Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Massachusetts Hastanesi tarafından yapılan araştırma sırasında, kandaki D vitamini düzeyi ile 65 yaş üstü ölüm oranı arasındaki ilişki inceledi. D vitamini eksikliğinin özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarında ölüm riskini artırdığı belirlendi. Araştırmacılar, 3 bin 400 kişinin kan örneklerini analizi sonucunda, D vitamini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İtalyan La Stampa gazetesinde yayımlanan habere göre, ABD&#8217;deki Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Massachusetts Hastanesi tarafından yapılan araştırma sırasında, kandaki D vitamini düzeyi ile 65 yaş üstü ölüm oranı arasındaki ilişki inceledi.</p>
<p> <span id="more-33"></span>
<p>D vitamini eksikliğinin özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarında ölüm riskini artırdığı belirlendi.</p>
<p>Araştırmacılar, 3 bin 400 kişinin kan örneklerini analizi sonucunda, D vitamini oranı düşük olanların kalp hastalıklarından ölme riskinin diğerlerinden üç kat fazla olduğunu tespit etti.</p>
<p>Araştırma ekibinde yer alan Doktor Adit Ginde, D vitamini takviyesinin kolaylığına dikkati çekerek, bu şekilde daha sağlıklı bir yaşam sürülebileceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/d-vitamini-eksikligi-kalbi-vuruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalın bel ve iri göbek hastalık habercisi</title>
		<link>http://www.saglik7.net/kalin-bel-ve-iri-gobek-hastalik-habercisi.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/kalin-bel-ve-iri-gobek-hastalik-habercisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 17:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asansörde karın egzersizi]]></category>
		<category><![CDATA[bel çevresi]]></category>
		<category><![CDATA[bel çevresi ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[bel inceltmek]]></category>
		<category><![CDATA[bel kalınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel kalınlığını doğru ölçme]]></category>
		<category><![CDATA[bel kalınlığını doğru ölçme yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[bel ölçme yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[ince bel için]]></category>
		<category><![CDATA[iri göbek]]></category>
		<category><![CDATA[kalın bel]]></category>
		<category><![CDATA[karın egzersizi]]></category>
		<category><![CDATA[karın obezitesi]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[solunum durması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/kalin-bel-ve-iri-gobek-hastalik-habercisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Elinize bir mezura alın ve ölçün. Bel ölçüleri 102 santimin üzerindeki erkekler ile 88 santimin üzerindeki kadınlar karın obezi&#8230; Karın obezitesi - Hem beslenme yetersizliğinde hem de fazlalığında karın obezi olabilirsiniz. - Karaciğeriniz her iki durumda da yağlanır. Dalak, bağırsak, pankreas yağlanmaz ama karaciğer yağlanır. Böylece göbek olur. Göbeğiniz varsa şeker hastalığına yakalanma riskiniz artar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elinize bir mezura alın ve ölçün. Bel ölçüleri 102 santimin üzerindeki erkekler ile 88 santimin üzerindeki kadınlar karın obezi&#8230;</p>
<p> <span id="more-32"></span>
<p><strong>Karın obezitesi</strong></p>
<p>- Hem beslenme yetersizliğinde hem de fazlalığında karın obezi olabilirsiniz.</p>
<p>- Karaciğeriniz her iki durumda da yağlanır. Dalak, bağırsak, pankreas yağlanmaz ama karaciğer yağlanır. Böylece göbek olur. Göbeğiniz varsa şeker hastalığına yakalanma riskiniz artar.</p>
<p>- Bununla birlikte hipertansiyon oluşur ve kalp hastalıkları riskiniz çoğalır. Artık kalp hastalığı için de adaysınızdır&#8230; Bununla birlikte karın şişliği olan erkekleri iktidarsızlık bekler.</p>
<p><strong>Solunum durması yaşanabilir</strong></p>
<p>- Çok fazla kilosu yok, bakıyorsunuz normal, ama karnı şiş. Bu hastalarda kolesterol miktarları, LDL kötü kolesterolü yüksektir, iyi kolesterolleri ise daha düşüktür.</p>
<p>- Ve Trigiliserit de yüksektir. Bunlarda gece uyku apneleri gelişebilir. Çünkü karın şişken yatay pozisyona geçildiğinde akciğerler solunum kapasitesini azaltır ve geceleri solunum durmaları oluşabilir.</p>
<p><strong>Erkeklerde daha fazla&#8230;</strong></p>
<p>- Erkeklerde karın obezitesi daha fazla. İnsülin fazlalığı sonucu damarlarda da kasılma oluyor. Hipertansiyona da yol açıyor. Bunların sempatik aktivitasyonları, adrenalin hormonları fazla.</p>
<p>- Heyecan ve korku ile artan hormonlar yüksektir. Bunun anlamı; sinirli ve çarpıntılı olurlar. Göbeği olan kişiler öfkelerini aniden dışa vurmaya daha yatkındır.</p>
<p>- Tuza karşı çok hassas olurlar. Tuzlu yedikleri zaman ayakları, bilekleri şişer. Tansiyonları yükselir, hipertansiyona açık yaşarlar.</p>
<p><strong>Türk ev kadınının beli kalın</strong></p>
<p>- Türk ev kadınlarının beli ortalama 90 santimetre. Çalışan kadınların da bel çevresinin 80 santimetre dolayında. Buna göre ev kadınlarının ciddi bir obezite sorunu var. Ev kadınlarının hünerli elleri bellerinin geniş olmasına neden oluyor.</p>
<p><strong>Obezite diyabete yer hazırlıyor</strong></p>
<p>- Diyabet hastalarının yüzde 83&#8242;ünde kilo fazlalığı veya obezite görülüyor, neredeyse tüm diyabetliler obez. Diyabezite diye bir kavram gelişiyor. Diyabet ve obezite birlikte. Obezitenin artışı diyabet hastalığını artıyor.</p>
<p>- Neredeyse tüm diyabetikler obez gibi görünüyor. Kolestrol likit bozukluğu diyabetlilerde yüzde 77 olarak görüldü.</p>
<p><strong>Bel kalınlığını doğru ölçme yöntemi&#8230;</strong></p>
<p>- İlk ve en önemli husus, mezuranın bele mutlaka göbek deliğinin üzerinden dolanması. İkinci önemli nokta ise ölçüm yapılırken derin nefes alınıp karnın mümkün olduğunca düz hale getirilmesi.</p>
<p><strong>Neden bel çevresi ölçüsü önemli!</strong></p>
<p>- İnsanlar vücut kilolarını takip ediyor ama bazen diyet yaptıklarında kilo vermediklerini görüyorlar. Çünkü spor yaparsanız kilonuz değişmeyebilir ama bel çevreniz incelir.</p>
<p>- Daha sağlıklı ve kaslı bir vücuda kavuşursunuz. Kilo verememek, moral bozukluğuna neden olmamalı. Çünkü biyoloji her zaman iradeyi yener. Katı irade başarılı olmaz. Unutmayın kas, yağa göre 50 kat fazla kalori yakar.</p>
<p><strong>İnce bel için asansörde karın egzersizi</strong></p>
<p>- Çok dar bir kot pantolon giyiyormuş gibi karnınızı içeri çekin ve kalça kaslarınızı kasın. Başınızın tam tepeden bir iple tavana doğru çekildiğini hayal edin, o halde kalın.</p>
<p>- Hem doğru duruşu yakalarsınız hem de enlemesine karın yani destekleyici bel kaslarınızı çalıştırırsınız. Bunu asansörde, kuyrukta, işyerinde ve yolda yürürken yapın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/kalin-bel-ve-iri-gobek-hastalik-habercisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kök hücreyle kalp nakli tarih oluyor</title>
		<link>http://www.saglik7.net/kok-hucreyle-kalp-nakli-tarih-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/kok-hucreyle-kalp-nakli-tarih-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 00:55:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp nakli]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığıkalp kası]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[ODTÜ&#8217;lü araştırmacılar, göbek bağından elde ettikleri kök hücrelerle laboratuar ortamında yapay kalp kası tasarlıyor. Senkronize kasılabilen bir kalp kas dokusunun yapılmasının hedeflendiği çalışmada, doğal kalp kas dokusunu besleyici bir damar ağına sahip yapay bir doku parçası elde edilmesi planlanıyor. Böylece 50 yaş altında kalp krizi geçirme sıklığında Avrupa birincisi olan Türkiye&#8217;de kalp nakline gerek kalmadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ODTÜ&#8217;lü araştırmacılar, göbek bağından elde ettikleri kök hücrelerle laboratuar ortamında yapay kalp kası tasarlıyor. Senkronize kasılabilen bir kalp kas dokusunun yapılmasının hedeflendiği çalışmada, doğal kalp kas dokusunu besleyici bir damar ağına sahip yapay bir doku parçası elde edilmesi planlanıyor.<span id="more-26"></span></p>
<p>Böylece 50 yaş altında kalp krizi geçirme sıklığında Avrupa birincisi olan Türkiye&#8217;de kalp nakline gerek kalmadan hastalara kendi dokuları kullanılarak yapay dokularla iyileşme olanağı sunulacak.</p>
<p>Konu ile ilgili olarak bilgiler veren ODTÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vasıf Hasırcı, Türkiye&#8217;de kalp krizi geçirenlerin ortalama yaşının 35-65 olduğunu, kalp ve damar hastalıklarına sahip nüfusun ise 3-3,5 milyon olarak tahmin edildiğini bildirdi.</p>
<p>Hasırcı, &#8220;Kalp Krizini Azaltmak İçin Avrupa Çapında Önlem Girişimi&#8221; tarafından 22 Avrupa ülkesinde yapılan &#8220;Avrupa Kalp Sağlığı Araştırması&#8221;nın sonuçlarına göre Türkiye&#8217;nin 50 yaş altında kalp krizi geçirme sıklığında Avrupa birincisi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Kalp krizi sonucu kalp hücrelerinde yaşanan kayıplar nedeniyle kalp yetmezliği geliştiğini anlatan Hasırcı, bu hastalığın en etkili tedavi şekli olan organ naklinin donör sıkıntısı nedeniyle yeterince yapılamadığını vurguladı.</p>
<p><strong>Potansiyel tedavi yöntemi</strong><br />
Prof. Dr. Hasırcı, kalp hastalıklarının tedavisinde bütünüyle kalp nakli yapılmadan ve bunun risklerine maruz kalmadan sağlıklı kalp hücrelerinin hasarlı kalp kaslarına naklinin potansiyel bir tedavi şekli olarak görüldüğüne işaret etti.</p>
<p>ODTÜ BIOMAT grubunda sürdürdükleri doku mühendisliği araştırmalarından birinin de bu nakillerin sorunlarının giderilmesine yönelik yapay kalp kası tasarımı ve üretimi olduğunu belirten Hasırcı, &#8220;Amacımız senkronize kasılabilen bir kalp kas dokusu elde etmek ve bunun için de doğal kalp kas dokusunun hücrelerinin organizasyonunu taklit eden, onları besleyici bir damar ağına sahip, yapay bir doku parçası elde etmeye çalışıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Hasırcı, çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri verdi:<br />
&#8220;Çalışmamızda hücreler, birbirine paralel olan ve vücutta zamanla eriyen mikrofiberler üzerine yerleştiriliyor ve damar ağı işlevini görecek borucuklarla beraber üç boyutlu hale getirilmeye çalışılıyor. Hücre kaynağı olarak insan mezenkimal kök hücreleri kullanılıyor ve bunların kalp kası hücrelerine farklılaştırılmasına çalışılıyor. En sık kullandığımız hücre ise göbek bağı dokusundan izole edilen kök hücreler.&#8221;</p>
<p>Hasırcı, çalışmalarının sonucunda kalp kasına normal işlevini kazandırma yöntemlerini doku mühendisliğiyle sağlamayı umduklarını ve böylelikle kalp nakline gerek kalmadan hastalara kendi dokularından alınan küçük örneklerden yapılmış yapay dokuların aktarılacağını söyledi. Prof. Dr. Hasırcı, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Laboratuarımızda çalıştığımız yapay dokular arasında bulunan yapay kalp kasının uygulanabilir hale gelmesi, yapay kemik ve kıkırdak hücrelerinden daha fazla zaman alacak. Ancak çalışmalarımız hızla sürüyor. Yapay kalp kasıyla ilgili bir doktora çalışmamızı tamamladık. Avrupa&#8217;nın en iyi laboratuarları arasındayız.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/kok-hucreyle-kalp-nakli-tarih-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinde yeni tedavi yöntemi</title>
		<link>http://www.saglik7.net/meme-kanserinde-yeni-tedavi-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/meme-kanserinde-yeni-tedavi-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 22:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[iltihaplı romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin çaresi]]></category>
		<category><![CDATA[kanserle mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[köpekbalığı antikorları]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sıtma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Avustralyalı bilim adamları, köpekbalıklarının kanında bulunan antikorların kanserle mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini açıkladılar. Araştırmacılar, hücrelerin hastalığın yayılmasını geciktirdiğine ilişkin güçlü işaretler olduğunu belirtiler. Bu çalışmanın meme kanserinde yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlayabileceği düşünülüyor. Melbourne&#8217;deki La Trobe Üniversitesi uzmanları, kötü şöhretlerine rağmen köpekbalıklarının kanserde hayat kurtarıcı olabileceğine inanıyor. Antikor farkı Araştıtrmacılara göre, köpekbalıklarının kanda hastalıklarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avustralyalı bilim adamları, köpekbalıklarının kanında bulunan antikorların kanserle mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini açıkladılar. Araştırmacılar, hücrelerin hastalığın yayılmasını geciktirdiğine ilişkin güçlü işaretler olduğunu belirtiler. Bu çalışmanın meme kanserinde yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini sağlayabileceği düşünülüyor.<span id="more-23"></span></p>
<p>Melbourne&#8217;deki La Trobe Üniversitesi uzmanları, kötü şöhretlerine rağmen köpekbalıklarının kanserde hayat kurtarıcı olabileceğine inanıyor.</p>
<p><strong>Antikor farkı</strong><br />
Araştıtrmacılara göre, köpekbalıklarının kanda hastalıklarla mücadele eden farklı antikorları var ve bunlar belli kanser hücrelerinin büyümesini engellemeye yardımcı olabilir.</p>
<p>Örneğin laboratuvar deneyleri, bu antikorların meme kanserinin yayılmasını engellediğini gösterdi. Köpekbalıklarının çok güçlü bir bağışıklık sistemi var ve nadiren enfeksiyon kapıyorlar. Zaten bilimadamlarının ilgisini de bu çekti.</p>
<p><strong>Araştırma sonuçları umut veriyor&#8230;</strong><br />
Araştırmalar daha ilk aşamasında fakat, Victoria eyaletindeki araştırmacılar, çalışmalarının geleceği konusunda çok umutlular.</p>
<p>Kilinik deneylere başlamak için bir sistem kurmaya çalışıyorlar. Victoria eyalet hükümetinin mali desteğine sahip durumdalar.</p>
<p><strong>Sıtma konusu da araştırılıyor</strong><br />
Bilimadamları köpekbalıkları hücrelerinde sadece kanser değil, sıtma gibi hastalıkların da çaresini arıyor. La Trobe Üniversitesi uzmanları, köpekbalığı daha önce köpekbalığı antikorlarının sıtma proteinlerine tutunarak alyuvarlara sıçramasını önlediklerini tespit etmişti. Köpekbalığı hücrelerinin iltihaplı romatizma için de çözüm olabileceği söyleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/meme-kanserinde-yeni-tedavi-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzenli uyku kalp krizini önlüyor</title>
		<link>http://www.saglik7.net/duzenli-uyku-kalp-krizini-onluyor.html</link>
		<comments>http://www.saglik7.net/duzenli-uyku-kalp-krizini-onluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 22:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli uyku]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kalp atışı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ritmi]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[öğle uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[solunum sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tıkayıcı uyku apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik7.net/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Şiddetli horlamalarınız mı var?, Horlama sesinizden kendiniz de uyanıyor musunuz?, Kendinizi sürekli yorgun mu hissediyorsunuz?, Çevreniz ve ailenizle iletişim sorunu mu yaşıyorsunuz?, Tüm bu sorulara yanıtınız &#8216;evet&#8217; ise, &#8216;uyku apnesi&#8217; sorunu ile karşı karşıyasınız. Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Harun Arbatlı, uyku apnesinin tedavi edilmediğinde yüksek tansiyona neden olduğunu söyledi. Uyku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şiddetli horlamalarınız mı var?, Horlama sesinizden kendiniz de uyanıyor musunuz?, Kendinizi sürekli yorgun mu hissediyorsunuz?, Çevreniz ve ailenizle iletişim sorunu mu yaşıyorsunuz?, Tüm bu sorulara yanıtınız &#8216;evet&#8217; ise, &#8216;uyku apnesi&#8217; sorunu ile karşı karşıyasınız. Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Harun Arbatlı, uyku apnesinin tedavi edilmediğinde yüksek tansiyona neden olduğunu söyledi.<span id="more-22"></span></p>
<p>Uyku apnesi sinsice ilerlemesi ve ölüme sebep olması nedeniyle, özellikle erkeklerin korkulu rüyası. Tedavi edilmemiş uyku apnesi; hipertansiyon, kalpte ritim bozuklukları, kalp krizi ve ölüme sebep oluyor.</p>
<p>Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü&#8217;nden Doç. Dr. Harun Arbatlı, uyku apnesinin tedavi edilmediğinde yüksek tansiyona neden olduğunu belirterek, kalp hastalıklarından ölüme zemin hazırladığını söyledi.</p>
<p><strong>Düzenli uykunun önemi nedir?</strong><br />
Erişkin bir kişi, günde 6-8 saat uyumalıdır. Yetersiz uyku iş veriminde düşme, dikkat ve beceride azalmaya neden olur. Yetersiz uyku dikkat eksikliğine bağlı olarak trafik ve iş kazalarına da neden olmaktadır. Uykunun vücudu fiziksel olarak dinlendirici etkisinin yanında bir çok fonksiyonu da vardır. Kalp atımları, kan basıncı ve solunum sayısı uyku sırasında düşer. Vücuda yararlı hormonların salınımı uyku sırasında artar. Yeme içme gibi vücut restorasyonu için çok önemli olan uyku, dengeli ve düzenli olmalıdır.</p>
<p><strong>Öğle uykusunun kalp sağlığı üzerindeki etkisi nedir?</strong><br />
Öğle saatlerinde ya da öğle sonrası bir saatlik uyku, son derece dinlendiricidir ve vücuttaki bütün stresi alır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar. Öğle uykusu uyuyanların uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşmektedir. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Fizik olarak uykusuzluğa dayanılabilir ama ruhsal olarak dayanmak mümkün değildir. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur bu da kalp krizi riskini tetikler.</p>
<p><strong>Haftada üç kez şekerleme yapın</strong><br />
Haftada 3 kez 30&#8242;ar dakikalık şekerlemeler kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır. Özellikle çalışan orta yaşlı erkekler gün içinde şekerleme yaparak kalp krizi geçirme riskini yüzde 20-30 arasında düşürebilir. Stres hormonları vücuttaki bezeleri, kan damarlarlarını ve hormonlarını hasara uğratmaktadır. Stres, kötü alışkanlıklara da zemin hazırlıyor. Sigara içmek, aşırı yemek yemek ve egzersizden uzak kalmak, kalbi olumsuz etkiliyor. Küçük uyku molaları hem stresi azaltır hem de geri kalan zamanı verimli geçirmeyi sağlar. Hafta içi yapılamıyorsa hafta sonu uyuyun. Ancak gün içindeki uyku gece uykusunun düzenini bozabileceği için gün içinde çok fazla uyumak doğru değildir. İspanyolların siesta dedikleri öğle uykusu alışkanlığının olduğu ülkelerde, kalp hastalıklarının düşük olması dikkat çekici bir durumdur.</p>
<p><strong>Uyku apnesinin kalp hastalıkları ile ilişkisi nedir?</strong><br />
Uyku apnesi uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına neden olan bir hastalıktır. Hastalık, uykuda hava akımının en az 10 saniye normal değerinin % 20&#8242;sine ve daha da altına düşmesidir. Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır ve karbondioksit miktarı artar.</p>
<p><strong>Uyku apnesi kalbin en büyük düşmanı!</strong><br />
Uyku apne sendromu ile koroner kalp hastalığı ve kalp krizi arasında sıkı bir ilişki vardır. Kalp krizi geçiren hastaların %35-65&#8221;inde uyku apne sendromu saptanmıştır. Uyku apnesi olan ve tedavi edilen koroner kalp hastalığı olan hastaların, tedavi edilmeyenlere oranla 5 yıllık yaşam süreleri incelendiğinde ölüm oranları arasında 6,5 kat fark olduğu saptanmıştır. Uyku apne sendromlu hastalarda sıklıkla kalp ritm bozukluğu görülmektedir. Hastalık tedavi edilmediği takdirde kalp yetmezliğine yol açabilmektedir. Uyku apneleri kalp yetersizliğinin tedavi edilmesini de güçleştirmektedir.</p>
<p><strong>Uyku apnesi neden oluşur?</strong><br />
Uyku apnesi merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle (merkezi uyku apnesi) veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (tıkayıcı uyku apnesi) oluşabilir. Bazen de bu her iki durum birlikte olmaktadır (bileşik uyku apnesi). Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne) değil aynı zamanda solunumun azalması (hipopne) da hesaba katılmaktadır.</p>
<p><strong>Uyku apnesi daha çok kimlerde görülür?</strong><br />
Uyku apnesi erkeklerde kadınlara göre daha fazla görülmektedir. Risk faktörleri arasında aşırı kilo, burun ve boğaz yapısında anormallikler ve aile geçmişinde apne olması yer almaktadır. Uyku apnesinin en büyük risk faktörü obezitedir. Sırt üstü yatmak, sigara içmek ve alkol almak da uyku apnesi riskini artırmaktadır.</p>
<p><strong>Uyku apnesi hipertansiyonu da tetiklemektedir</strong><br />
Uyku apne sendromlu hastaların yarısından çoğunda hipertansiyon vardır. Uyku apnesinin ağırlığı arttıkça hipertansiyon sıklığı da artar. Hastaların kan basıncı sabaha doğru saatlerde oldukça yüksektir ve tipik olarak hastaların çoğu bir veya daha çok tansiyon ilacına rağmen yüksek tansiyonlarının tam olarak kontrol altına alınmadığından yakınırlar. Uyku apne sendromu tanı ve tedavisi sonrası hastaların kullandığı tansiyon ilaçları genellikle fazla gelmeye başlar, hastaların tansiyon ilaçlarının dozu bazen azaltılır bazen de tamamen kesilir.</p>
<p>Uyku apnesinin teşhisi için uyku laboratuar çalışması önerilmektedir. Bunun için hasta gece uykusunu laboratuar ortamında geçirir ve kişinin beyin dalgaları, solunumu, ve uykunun bölünmesine neden olan hareketleri görüntülenir. Teşhisin uyku apnesi olması durumunda uygulanacak tedavi seçenekleri de hekim tarafından belirlenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik7.net/duzenli-uyku-kalp-krizini-onluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

